İçeriğe geç

Ezgi Şenler ne mezunu ?

Ezgi Şenler Ne Mezunu? Bir Hayalin Gerçekleşmesi

Bazen bir insanı tanımak, sadece onun geçmişine bakarak mümkün olmuyor. Yani, mesela birini ilk kez gördüğünde, yüzeydeki her şeyle ilgileniyorsun: Giydiği kıyafet, saç rengi, gözleri, vücut dili… Ama bir insana dair gerçekten bir şeyler anlamak, derinlere inmek gerekiyor. Ezgi Şenler’i tanımak için de biraz böyle oldu benim için. Onunla ilk tanıştığımda, her şey gayet sıradandı. Ama zamanla hayatımda daha fazla yer etti, kendisini ve hikayesini anlamaya başladım.

Bir gün, arkadaş grubuyla bir kafede otururken, Ezgi’nin konuşması sırasında aklıma gelen soru, “Ezgi Şenler ne mezunu?” oldu. Bu basit soru, daha sonra benim için bir dönüm noktasına dönüştü. Çünkü o an, Ezgi’yi yalnızca bir arkadaş olarak değil, hayatına dair ne kadar çok şey barındıran bir insan olarak görmeye başladım.

Bir Sohbetin Başlangıcı

Kafedeydik. Bir akşamüstü, Kayseri’nin o soğuk havasının içimi yaktığı zamanlardan biriydi. Çekirdek arkadaş grubumuz toplanmıştı, genellikle böyle zamanlarda birbirimizi dinler, yeni şeyler öğreniriz. Ama Ezgi’nin sohbeti, o gün bambaşka bir yere gitti. Bir konu açıldı ve Ezgi birdenbire okuldan, mezuniyetinden ve geleceğinden bahsetmeye başladı. Onun sözleri birden içimi garip bir şekilde ısıttı, sanki eski bir dostu yeniden bulmuş gibiydim.

Ezgi Şenler, tam anlamıyla içini dökmeye başlamıştı. Okul yıllarındaki hayalleri, sıkıntıları, yaşadığı zorluklar… O kadar doğaldı ki, bir anda her şey onun etrafında dönmeye başladı. Her kelimesi içimde bir yankı yapıyor, her adımını sanki ben de atıyordum.

“Sadece mezun olmayı hayal ediyorum,” demişti o gün, “Hani, o diplomayı alıp, aileme göstermek var ya… O an her şeyi başarmış gibi hissedeceğim.”

Benim kafamda birden “Ezgi Şenler ne mezunu?” sorusu belirdi. Çünkü hiç düşünmemiştim. Her zaman neşeli, sosyal, eğlenceli, hayat dolu biriydi. Ama onun geçmişine dair, tam olarak neyin peşinden koştuğunu hep merak etmiştim.

İç ses: “Hadi, bu konuda biraz daha derinleş. Ezgi’nin kim olduğunu sadece yüzeysel olarak bilmek istemezsin. Ne yapmak istiyor? Hangi hayallerin peşinden gidiyor?”

Hayal Kırıklığı ve Arayış

Ezgi’nin o anki konuşmalarında bir şey beni rahatsız etti. Sadece mezuniyetin değil, o hayalini gerçekten nasıl gerçekleştireceğini sorguluyordu. Onun için üniversite, o kadar basit bir hedef değildi. Ama Ezgi, bir şekilde kendini bulmaya çalışırken, o an fark ettiğim şey aslında çok derindi. Üniversiteyi bitirme yolunda yaşadığı zorluklar, arkadaşlarıyla olan ilişkileri ve hep birlikte gördüğümüz o “mezkurs” dağları, Ezgi’nin gerçekte neler hissettiğini anlamama yardımcı oldu.

O an, daha önce hiç sormadığım bir soruyu sordum ona: “Ezgi, ne mezunu oluyorsun?”

Bir an sessiz kaldı. Gözleri uzaklara daldı. Ama o kadar netti ki, Ezgi’nin yüzündeki ifade… Bu soruya bir cevap vermek, ona gerçekten zor geliyordu. O kadar karmaşık, o kadar yoğun duygularla yaşadığı bir yer vardı ki, bir etiket koymak kolay değildi. Sonunda, hafif bir gülümsemeyle cevabını verdi:

“İktisat… Ama ben aslında her zaman psikolojiye ilgi duydum. Hem de o kadar çok ki… Ama işte hayat, bazen seni farklı yerlere sürüklüyor.”

O an içimde bir boşluk hissettim. Sadece “Ezgi Şenler ne mezunu?” sorusunu sormak değil, aslında insanların hayatta bazen hayallerinden çok uzaklaşabildiğini düşündüm. Ezgi’nin iktisat mezunu olması, onun hayalini ne kadar ertelediğini, aslında daha çok ne yapmak istediğini ortaya koyuyordu.

Bir Rüyanın Gerçekleşmesi

Ve o günün ardından birkaç hafta geçtikten sonra, Ezgi bana bir mesaj attı. Mesajı okurken heyecanım bir kat daha arttı çünkü içeriği şöyleydi:

“Kariyerimi değiştirmeye karar verdim. Psikoloji alanında bir yüksek lisans yapacağım. Artık gerçekten yapmak istediğim şeyi yapacağım.”

İçimde o kadar büyük bir sevinç hissettim ki, sanki kendi hayallerimi de Ezgi’nin hayatında bulmuş gibiydim. O an, Ezgi’nin iktisat mezunu olması bir anda çok önemsizleşti. Çünkü o, gerçek bir hayali ve tutkusu için bir adım atmıştı.

Ben, Kayseri’de yaşamaya devam ederken, Ezgi’nin hayatında büyük bir dönüşüm gerçekleşmişti. Onun bu kararını desteklemek, bana kendi içimdeki cesareti hatırlatmıştı. Yani, hayatta asıl önemli olan şey, dışarıdan görünmeyen, senin içindeki o tutkunun peşinden gitmekti.

İç ses: “Ezgi, seninle gurur duyuyorum. Senin yaptığın şey, aslında hepimizin yapması gereken şey. Kendi yolumuzu bulmalı, hayal ettiğimiz hayatı yaşamalıyız.”

Ezgi Şenler Ne Mezunu? Ve Benim İçimdeki Değişim

Ezgi’nin o kararından sonra, hayatımda da birçok şey değişti. Kendimle ilgili daha cesur olmaya, hayallerim için gerçekten bir şeyler yapmaya karar verdim. Ezgi’nin kararı, bana kendi hayatımı yeniden sorgulatmıştı. İktisat mezunu olması, hayatı boyunca başka bir şeyle meşgul olmak zorunda kalması anlamına gelmiyordu. Aksine, o an, kendini bulmuştu. Psikolojiye duyduğu sevgiyle, hayatına yön vermek için aldığı karar, bana da ilham kaynağı olmuştu.

Ezgi’nin ne mezunu olduğu çok önemli değildi. Önemli olan, onun kendi yolunu bulmasıydı. Psikolojiyi sevmesi ve sonunda o yolda ilerlemeye karar vermesi, bana hayatta neyin önemli olduğunu öğretmişti: Kendi iç sesini dinlemek ve ne olursa olsun, doğru olanı yapmak.

Belki de sorunun cevabı aslında çok basitti: Ezgi Şenler, hayatının yolunu arayan bir insanın mezunuydu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
ilbetvdcasino girişpiabella giriş adresihttps://www.betexper.xyz/betci.cobetci girişbetci.onlinehiltonbetgir.online