Dar mükellef, Türkiye vergi sisteminde, yalnızca Türkiye sınırları içinde elde ettikleri gelirler üzerinden vergilendirilen gerçek ve tüzel kişileri tanımlar. Bu kavram, vergi mükellefiyetinin coğrafi sınırlarını belirleyen önemli bir unsurdur. Dar mükellefler, Türkiye’de ikamet etmeyen, ancak burada belirli faaliyetlerde bulunan kişilerdir. Dar Mükellefiyetin Temel Özellikleri Dar mükellefiyet, vergi yükümlülüğünün yalnızca Türkiye kaynaklı gelirlerle sınırlı olduğu bir statüdür. Bu, Türkiye’de ikamet etmeyen ve burada belirli bir süre kalmayan kişilerin, sadece Türkiye’de elde ettikleri gelirler üzerinden vergi ödemelerini ifade eder. Örneğin, Türkiye’de kira geliri elde eden bir yabancı uyruklu kişi, yalnızca bu gelir üzerinden vergiye tabi tutulur. Kimler Dar Mükellef Olarak Kabul Edilir?…
Yorum BırakKategori: Makaleler
APK Yasal mı? Ekonomi Perspektifinden Bir İnceleme Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları: Bir Ekonomistin Girişi Ekonomi, sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları karşılamak üzerine kurulu bir bilim dalıdır. Bireyler, toplumlar ve devletler, bu sınırlı kaynakları en verimli şekilde nasıl kullanacaklarına karar verirken, her seçim bir maliyet taşır. Piyasalarda, kararlar sadece finansal sonuçlar doğurmaz; aynı zamanda toplumsal refahı, bireysel hakları ve toplumsal düzeni de etkiler. Bu bağlamda, bazı seçimlerin yasal olup olmadığı sorusu, genellikle daha derin bir ekonomik tartışmayı beraberinde getirir. Bu yazıda, APK (Android Application Package) dosyalarının yasal olup olmadığı konusunu, ekonomi perspektifinden ele alacağız. APK dosyaları, Android işletim sistemine sahip cihazlarda…
Yorum BırakLazca ve Gürcüce Aynı mı? Psikolojik Bir Perspektiften Dilin Kimlik Üzerindeki Etkisi İnsan Davranışlarını Çözümlemeye Çalışan Bir Psikoloğun Meraklı Girişi Bir psikolog olarak, dillerin insan zihninde nasıl kök saldığını, kimliği ve duyguları nasıl şekillendirdiğini anlamak her zaman büyüleyici olmuştur. “Lazca ve Gürcüce aynı mı?” sorusu ilk bakışta dilbilimsel bir merak gibi görünse de, aslında kimlik, aidiyet ve toplumsal bilinç üzerine derin bir psikolojik tartışmayı da beraberinde getirir. Diller, yalnızca iletişim aracı değildir; aynı zamanda düşünce biçimlerinin, duygusal deneyimlerin ve sosyal ilişkilerin aynasıdır. Bu yazıda Lazca ve Gürcücenin benzerlikleri ile farklarını yalnızca sözcükler düzeyinde değil, insanların dünyayı algılama, duygularını ifade etme…
Yorum BırakBazen bir hikâye, bir tıbbi terimden çok daha fazlasını anlatır. Çünkü bazı gerçekler sadece bedenimizde değil, hayatımızda da iz bırakır… Beyinde Kalsifikasyon Belirtileri: Zihnin Sessiz Taşlaşması Sabahın erken saatleriydi. Güneş perdelerin arasından usulca sızarken, Elif mutfağa geçti. Kahve kokusu evi sararken, Ali sessizce bilgisayarının başına oturdu. Onlar sıradan bir çiftti; biri duygularıyla düşünen, diğeri ise stratejik çözümlerle hayata tutunan. Fakat o sabah, sıradan bir sabah değildi. Elif, Ali’ye bakarken bir şeylerin değiştiğini hissetti. Onun gözlerindeki o tanıdık ifade kaybolmuş gibiydi. Ali birkaç gündür baş ağrısından, unutkanlıktan ve ani dalgınlıklardan yakınıyordu. Elif önce yorgunluk sanmıştı. Ama o gün, kahve fincanını dolaba…
Yorum BırakHezel Ne Demek? Edebiyat ve Kültürler Arasındaki Derin Bağlantılar Farklı kültürleri ve toplumları keşfetmek, insanlık tarihinin zengin çeşitliliğini anlamanın anahtarıdır. Antropologlar, toplulukların birbirinden farklı ritüel, sembol ve kimlik yapıları aracılığıyla kültürel kodlarını çözmeye çalışırken, bazen basit bir kelimenin ardında derin anlamlar yatar. Bu yazıda, kelimelerin sadece iletişimin aracı olmadığını, aynı zamanda bir topluluğun kültürel yapısını, değerlerini ve toplumsal dinamiklerini nasıl yansıttığını keşfedeceğiz. Bugün ele alacağımız “Hezel” kelimesi, belki de birçok kişinin ilk kez duyacağı bir sözcük olmasına rağmen, kültürel anlam yüklemeleri açısından önemli bir kapı aralar. Hezel kelimesi, edebiyat ve halk kültüründe nasıl bir yer edinmiş, toplumların dünyayı nasıl anlamlandırdığını…
4 YorumHercai Reyyan Hazar’ın Kızı mı? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Bir Pedagojik Analiz Bir eğitimci olarak her zaman inanırım ki öğrenme, yalnızca bilgi edinme süreci değil; aynı zamanda bir dönüşüm yolculuğudur. Bazen bir roman, bazen bir tarihi olay, bazen de bir televizyon dizisi bu dönüşümün aynası olabilir. “Hercai” dizisinde izlediğimiz Reyyan karakterinin kimlik arayışı, aslında sadece bir senaryo değil; öğrenmenin en derin katmanlarından biri olan “kendini tanıma” sürecinin temsilidir. Peki hepimizin merak ettiği o soru: Hercai’de Reyyan Hazar’ın kızı mı? Bu sorunun cevabı, yalnızca bir dizi gerçeğini değil, aynı zamanda bireyin kimlik gelişiminde “öğrenmenin rolünü” anlamak için de mükemmel bir çıkış…
Yorum BırakHer Dem Ne Demek Osmanlıca? Zaman, Varlık ve Bilgi Üzerine Felsefi Bir İnceleme Bir filozof olarak insanın en temel çabalarından birinin “anlam arayışı” olduğunu düşünürüm. Her kelime, her ifade, geçmişle bugün arasında kurulan bir köprüdür. Osmanlıca’daki “her dem” ifadesi, yüzeyde “her zaman” anlamına gelse de, aslında bundan çok daha derin bir çağrışım taşır. “Dem”, hem anı hem nefesi, hem de varoluşun kesintisiz akışını imler. Bu nedenle her dem, yalnızca kronolojik bir sürekliliği değil, aynı zamanda varlığın sürekli yenilenmesini anlatır. Bu yazıda “her dem” kavramını üç temel felsefi boyutta ele alacağız: etik (ahlaki süreklilik), epistemoloji (bilginin zaman içindeki dönüşümü) ve ontoloji…
Yorum BırakSoslu Tavuk Kanat Yanına Ne Gider? Bir Sofranın, Bir Hikâyenin Kalbine Yolculuk Bazı akşam yemekleri vardır, yalnızca karın doyurmaz; hatıraları canlandırır, insanları bir araya getirir, konuşulmayanları konuşturur. Bu yazıda size tarif değil, bir hikâye anlatmak istiyorum. Çünkü “Soslu tavuk kanat yanına ne gider?” sorusunun cevabı aslında sadece bir garnitürde değil, bir sofranın etrafında toplanan insanların hikâyesinde gizlidir. Bir Akşam Yemeği Hazırlığı: Elif ve Mert’in Dünyası Elif ve Mert, beş yıldır evli genç bir çiftti. Hayat telaşının içinde küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmişlerdi. O akşam misafirleri gelecekti; eski dostlarını davet etmişlerdi ve menünün yıldızı soslu tavuk kanat olacaktı. Ama masada bir…
Yorum BırakGüvenilirlik Ne Demek İstatistik? Tarihsel Süreçte Veriye Duyulan Güvenin Evrimi Bir Tarihçinin Gözünden: Geçmişin İzinde Güven Arayışı Bir tarihçi olarak arşivlerin tozlu raflarında gezinirken fark ettiğim bir gerçek vardır: İnsanlık tarihi, güven arayışının hikâyesidir. Kralların sözlerine, din adamlarının kehanetlerine, daha sonra bilim insanlarının ölçümlerine duyulan güven… Hepsi aslında aynı sorunun peşindeydi: “Kime, ne kadar inanabiliriz?” İşte bu noktada, istatistikte güvenilirlik kavramı sahneye çıkar; modern çağın “hakikat” arayışında kullandığı en güçlü araçlardan biridir. Tarihsel Arka Plan: Güvenin Matematikleşmesi 17. yüzyılda John Graunt’un Londra’daki ölüm kayıtlarını incelemesiyle başlayan istatistik bilimi, toplumsal düzenin ardındaki görünmez kalıpları bulma çabasının bir ürünüydü. O dönemde “sayılara…
Yorum BırakGüncellemeler Nasıl Geri Alınır? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Analiz Bir siyaset bilimci, gücün doğasını anlamaya çalışırken aslında “güncellemeler” kavramıyla da ilgilenir. Çünkü her güncelleme —ister bir teknoloji platformunda, ister bir devlet kurumunda olsun— mevcut iktidar ilişkilerini yeniden tanımlar. Toplumun düzeni, bireylerin ve kurumların bu değişimlere nasıl tepki verdiğiyle şekillenir. O halde şu soruyu sormak gerekir: Güncellemeler yalnızca teknik yenilikler midir, yoksa iktidarın yeniden üretilme biçimleri mi? İktidar ve Güncellemelerin Politik Anatomisi İktidar, her zaman kendini güncelleyen bir güçtür. Devlet, bürokrasi, medya ya da teknoloji şirketleri fark etmez; her biri kendi “güncellemeleri”yle toplumsal kontrol alanını genişletir. Michel Foucault’nun kavramsallaştırdığı biçimiyle iktidar,…
Yorum Bırak