Tezkir Nedir İslam’da? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
İstanbul, bir sabahın erken saatleri…
Hızla akan trafik, sokaklarda bir yerlere yetişmeye çalışan insanlarla dolup taşarken, bir anda karşılaştığım bir sahne zihnimde derin izler bıraktı. Her gün, şehirde, toplu taşımada veya iş yerinde farklı yüzlerle karşılaşıyor ve insanları gözlüyorum. Çoğu zaman dikkatimi çeken, hepimizin farklı koşullarda ve koşullarda var olma çabası. Ancak son zamanlarda, İslam’daki Tezkir kavramının toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle olan bağını düşündükçe, daha fazla soruya boğuluyorum.
Tezkir Nedir İslam’da?
Tezkir, İslam’da genel olarak insanları hatırlatma, uyarma veya öğüt verme anlamına gelir. Bu kelime, Kuran’da sıkça karşılaştığımız bir terim olup, özellikle insanlar arasındaki ilişkilerde, sosyal değerlerin hatırlatılması ve uyandırılması amacını taşır. Özellikle toplumsal davranışlara dair öğütler, ahlaki sorumluluklar ve bireylerin birbirlerine karşı sorumlulukları bu kavramın içinde yer alır.
Ancak burada önemli bir nokta var: Tezkir, sadece bireysel bir öğüt değil, toplumsal bağlamda insanların birbirini nasıl hatırlatması gerektiğine dair bir anlayış da taşır. Bu nedenle, bir toplumda Tezkir’in nasıl algılandığı, toplumsal cinsiyet ve adalet gibi faktörlerle ne şekilde örtüştüğü, aslında daha derin bir anlam taşır.
Toplumsal Cinsiyet ve Tezkir: Kadınlar ve Erkekler Arasındaki Farklı Algılar
İstanbul’da bir sabah, metrobüste bir kadının yaşadığı durumu gözlemledim. Kadın, başörtüsünü düzgünce takarken, yanındaki adamın sürekli olarak ona bakması ve yanındaki arkadaşıyla “Başörtüsü de bir türlü düzgün olmuyor” şeklinde sesli bir şekilde konuşması, toplumsal cinsiyetin Tezkir’in algılanışını nasıl etkilediğini gösteren küçük bir örnekti. O kadın, belki de o an en çok ihtiyacı olan şeyin, bir hatırlatma, bir Tezkir olduğunu düşündü: “Evet, ben bu şekilde doğruyum, değerliyim. Başımda örtüm var, ama bu beni değerli kılmıyor. Kendi benliğimi yaratma hakkım var.”
Bu noktada, İslam’daki Tezkir’in sadece bir öğüt olmanın ötesine geçtiğini ve kadınların toplumsal yerini, onların değerini yeniden şekillendiren bir araç haline geldiğini görüyorum. Kadınlar, bazen yalnızca toplumun gözündeki ‘doğru’ normları yansıtmaya çalışırken, toplumsal cinsiyetin dayattığı kurallar da bu süreçte sürekli bir hatırlatma rolünü oynar. Kadınların sosyal adalet mücadelesinde, Tezkir’in anlamı, çoğu zaman içsel bir direnç oluşturur.
Çeşitlilik ve Tezkir: Herkesin Farklı Bir Deneyimi Var
Geçenlerde sokakta yürürken, bir grup göçmen çocuğunun oyun oynadığını gördüm. Bir yandan çocuklar neşeyle oynuyor, diğer yandan çevredeki insanlar onları tuhaf gözlerle izliyordu. O an, çocukların masumiyetinin ve sevinçlerinin, bazen toplum tarafından dışlanmış olsalar da onlara “hatırlatmalar” yapılması gerektiğini düşündüm. O çocuklar, belki de onlara yönelik yapılan ayrımcılıklar yüzünden bu “hatırlatmalara” ihtiyaç duyuyorlar: Herkes eşittir. Herkes değerli ve herkes bu toplumun bir parçasıdır.
İslam’da Tezkir, toplumsal eşitliği ve herkesin hak ettiği saygıyı hatırlatmanın bir yolu olabilir. Çünkü İslam, en temelinde, insanları birleştirici, ayrımcılıkla mücadele eden bir din olarak kendini gösterir. O yüzden, Tezkir’i, sadece bireyler arasında değil, farklı etnik gruplar, kültürel geçmişlere sahip insanlar arasında da uygulamak gerekir. Bir toplumda çeşitliliğin ne kadar zenginleştirici bir faktör olduğunu hatırlatmak, sosyal adaletin inşasında önemli bir rol oynar.
Sosyal Adalet ve Tezkir: Adaletin Hızla Unutulduğu Dünyada
İstanbul’un farklı mahallelerinde, bazen evlere misafir giderken bazen de bir çay içmek için kafelere uğrarken, insanları gözlüyorum. Adaletin genellikle “unutulduğu” bir dünyada yaşıyoruz. Çevremde, sokakta gördüğüm çocuklar, iş yerindeki kadınlar, hatta kütüphaneye gelen insanlar… Hepsi, adaletin, hakların ve eşitliğin hatırlatılmaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Belki de, Tezkir’in temel işlevi, sosyal adaletin unuttuğumuz bu yönlerini hatırlatmak olmalı.
İslam’daki Tezkir, sadece bir dini öğüt değil, bir toplumun değerleriyle ilgili de derin bir sorumluluk taşır. İnsanların birbirlerine, özellikle de sosyal açıdan marjinalleşmiş gruplara yönelik sorumlulukları, bu hatırlatmalara bağlıdır. Ve bu hatırlatmalar, tüm toplumun ortak bir değer etrafında birleşmesine olanak tanır.
Sonuç: Tezkir, Bir Hatırlatma mı, Devrim mi?
Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, Tezkir sadece bir öğüt değil, aynı zamanda bir devrimsel yaklaşım olabilir. Bu, sadece bireysel bir sorumluluk değil, toplumsal düzeyde de uygulamamız gereken bir değer. İslam, toplumu bir arada tutan, adaleti sağlayan ve çeşitliliği kabul eden bir din olarak Tezkir’i kullanıyor. Ve biz de kendi günlük yaşamımızda, her adımda bu öğüdü tekrar hatırlamalıyız.
Evet, belki sabahları metrobüste veya sokakta gördüğümüz farklı insanları, onların hayatlarını biraz daha dikkatlice gözlemlemeliyiz. Çünkü herkesin kendine özgü bir hikâyesi, bir değeri ve hak ettiği bir adalet var. Bu sadece İslam’daki Tezkir’in temel mesajlarından biridir. Toplumlar, ancak birbirlerine saygı gösterdiklerinde, birlikte büyürler. Bu yüzden, hep birlikte hatırlayalım: Adalet her yerde ve herkesin hakkıdır.