How much sayılabilen mı? Üzerine Düşünceler Giriş: Bir Kavramın Ardındaki Belirsizlik How much sayılabilen mı? sorusu kulağa ilk başta basit gelebilir, hatta “ne kadar sayılabilir ki?” diye geçirebilirsiniz aklınızdan. Ama işin içine girdiğinizde aslında hem dilsel hem de mantıksal olarak üzerine ciddi düşünülecek bir meseleyle karşı karşıya olduğunuzu fark ediyorsunuz. Ben 28 yaşındayım, İzmir’de yaşıyorum ve sosyal medyada tartışmaya girmekten hiç kaçınmam; öyleyse gelin bu konuyu kırmızı çizgiler olmadan masaya yatırayım. Bu sorunun cazibesi, bir yandan sayısal bir kesinlik ararken diğer yandan “sayılabilen” kelimesinin getirdiği soyutlukta yatıyor. Sayılabilen şeyler genellikle net sınırları olan şeylerdir, ama “how much” dediğimizde iş biraz…
Yorum BırakEnerji Dolu Hikayeler Yazılar
Giriş: Çarmıhın Ardındaki Soru Hazreti İsa neden çarmıha gerildi? Bu soru, tarih boyunca hem inananlar hem de tarihçiler, sosyologlar ve filozoflar için kafa yormaya değer bir muamma olmuştur. İçimdeki mühendis böyle diyor: “Olayı sistematik bir şekilde çözümleyelim; tarihsel, sosyal ve politik bağlamı adım adım inceleyelim.” Öte yandan içimdeki insan tarafı hissediyor ki, “Bu sadece bir tarih olayı değil, aynı zamanda duygusal ve manevi bir dramatizasyon. İnsanların kalplerinde bıraktığı iz, hesaplanamayacak kadar derin.” Hazreti İsa’nın çarmıha gerilmesi, sadece dini bir efsane değil; aynı zamanda dönemin Yahudi toplumu, Roma yönetimi ve genel olarak insan psikolojisi üzerine düşündüğümüzde birçok farklı boyutu olan bir…
Yorum BırakAllah Hz. Îsâ’yı Neden Göğe Yükseldi? İzmir’den Bir Genç Bakışı İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve arkadaş ortamında sürekli espri patlatan ama içten içe her şeyi fazlasıyla düşünen bir tipim. Allah Hz. Îsâ’yı neden göğe yükseldi? sorusu kafamı kurcaladığında, hem ciddi hem de biraz komik bir perspektifle bakmadan edemiyorum. Düşünün, bir anda Hz. Îsâ havalanıyor ve “ey insanlar, ben gidiyorum” diyor. Ben o an kendimi sahilde simit yerken hayal ediyorum: “Abi, ben hâlâ kahvemi bitiremeden bu iş mi oldu?” Gündelik Hayattan Uçan Benzetmeler Geçen hafta arkadaşlarla kafede oturuyorduk, birisi aniden “Abi, sence Allah Hz. Îsâ’yı neden göğe yükseldi?” dedi. Önce hepimiz…
Yorum BırakGiriş: İnsan ve Kelimenin Ağırlığı Bir sabah, bir kafenin köşesinde otururken, yan masadan yükselen bir kelimeyi duyduk: “kaltakçı.” Bu kelimeyi ilk kez duyan birinin aklında sadece sesin sertliği kalır mı, yoksa içeriği üzerine düşünmeye başlar mı? Felsefe, insanın dil ve anlam üzerine düşünebilmesiyle başlar. Her kelime bir etik, ontolojik ve epistemolojik tartışmanın kapısını aralayabilir. Peki, bir kelime bize ne kadar şey öğretir? “Kaltakçı” neyi ifade eder, hangi sosyal ve bireysel sorumlulukları düşündürür? Bu yazıda, Türk Dil Kurumu’nun tanımıyla başlayıp, kelimenin derin felsefi yansımalarını keşfedeceğiz. Kaltakçı: TDK Perspektifi TDK sözlüğünde “kaltakçı” kelimesi, olumsuz çağrışımlarla birlikte, genellikle kişiyi küçük düşüren bir nitelik…
Yorum BırakVanga Ne Zaman Oldu? Psikolojik Bir Mercek İnsan davranışlarının ardındaki bilişsel ve duygusal süreçlere merak duyan biri olarak, Vanga’nın kehanetleri ve yaşadığı dönemleri incelerken sadece tarihsel bir soru sormakla kalmıyorum: Bu tür öngörüler, insanların zihin dünyasında nasıl yankı buluyor? “Vanga ne zaman oldu?” sorusu, basit bir kronoloji değil; aynı zamanda bir insanın algıları, duygusal tepkileri ve toplumsal etkileşimleri üzerinden okunabilecek bir psikolojik fenomen. Bilişsel Psikoloji Perspektifi Bilişsel psikoloji, insanların bilgi işleme süreçlerini anlamaya çalışır. Vanga’nın kehanetlerine bakarken, beyinlerin belirsizlik karşısında nasıl çalıştığını görebiliriz. Öngörüler, insanların geleceği tahmin etme ihtiyacından kaynaklanan bilişsel bir boşluğu doldurur. Bu bağlamda, bellek, dikkat ve problem…
Yorum BırakYükseklikle Yüzleşmek: İlk Bungee Jumping Deneyimim Kayseri’nin sakin sokaklarında büyümüş birisi olarak, yükseklik her zaman hem merakımı hem de korkumu tetikledi. Düşündükçe kalbim hızlanıyor; sanki bir iç ses sürekli “Ya başarısız olursan?” diye soruyordu. Ama işte o hafta sonu, kendimi Ankara’da bir bungee jumping merkezinin önünde buldum. Bu kelimeleri yazarken bile kalbim hâlâ hızlı hızlı atıyor. Peki bungee jumping nedir? Basitçe anlatmak gerekirse, yüksek bir noktadan elastik bir halat yardımıyla atlayış yapmak. Ama hissettirdiği şey, kelimelerle anlatılamayacak kadar yoğun: korku, heyecan, özgürlük ve küçük bir delilik karışımı. Hazırlık ve İçsel Çatışmalar O sabah uyandığımda, güneş Kayseri’deki evimin penceresinden içeri süzülüyordu.…
Yorum BırakAhmet Muhıp Dıranas Hangi Dönem Şairi? – Geleceğe Bakarken Ankara’nın sabah serinliğinde yürüyüş yaparken düşündüm: “Ahmet Muhıp Dıranas hangi dönem şairi?” Bu soruyu sormak, sadece edebiyat tarihini hatırlamak değil, aynı zamanda kendi geleceğimi nasıl inşa edeceğimle ilgili bir metafor gibi. Çünkü şiirler, bir zaman dilimini yansıttığı kadar, okuyan kişinin hayal gücünde de yaşamaya devam eder. Ahmet Muhıp Dıranas ve Yirminci Yüzyıl Türk Edebiyatı Ahmet Muhıp Dıranas, 1909 doğumlu ve 1980’lere kadar etkisi süren bir isim. Genellikle Servet-i Fünun sonrası ortaya çıkan milli edebiyat etkilerinin ve Fecr-i Ati ile Cumhuriyet dönemi şiirlerinin izlerini taşıyan bir şair olarak tanımlanıyor. Ama ben bunu…
Yorum Bırakİyonik Bağ Güçlü Mü, Zayıf Mı? Küresel ve Yerel Bir Bakış Kimya dersleri hatırlanır mı? Benim için o zamanlar biraz karmaşık, ama merak ettikçe daha da keyifli hale gelmişti. Özellikle atomlar arası etkileşimler, bağlar falan… Derinlemesine bakınca bir şeyin ne kadar güçlü olduğunu ya da zayıf olduğunu anlamak çok daha kolaylaşıyor. Mesela “İyonik bağ güçlü mü, zayıf mı?” sorusu, aslında kimyanın temel taşlarından biri. Bursa’da iş yaşamımda, global dünyaya odaklanarak, kimi zaman da akademik bir gözle bu tür sorular üzerine düşündüğümde, işin içine sadece teorik değil, gerçek dünyadaki etkilerini de katmak lazım. Kısacası, bu sorunun cevabını biraz da çevremdeki kültürlerle…
Yorum BırakKalabalık Topluluk Adı mı? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Hayatın birçok alanında karşılaştığımız topluluklar, yalnızca sayılardan ibaret değildir. Bir sınıfta, bir çevrimiçi forumda ya da bir seminer salonunda, bireylerin bir araya gelmesi, öğrenmenin potansiyelini güçlendiren karmaşık bir ekosistem yaratır. Öğrenme, sadece bilgi edinme değil, aynı zamanda düşünceyi dönüştürme, bakış açısını genişletme ve toplumsal bağları yeniden şekillendirme sürecidir. Öğrenme stilleri, motivasyon ve etkileşim biçimleri farklı olan bireyler, bir araya geldiklerinde kendi potansiyellerini keşfetme ve başkalarının deneyimlerinden ilham alma fırsatı bulur. Peki, bu kalabalık topluluk sadece bir isimden mi ibaret, yoksa içinde saklı bir pedagogik güç barındırıyor mu? Öğrenme Teorileri ve Kalabalığın Pedagojik Anlamı…
Yorum BırakKağıttan Yapılan Şekillere Ne Denir? Kültürlerin Sırlı Dünyasına Yolculuk Dünyayı dolaşırken, farklı toplulukların estetik anlayışlarını, ritüellerini ve gündelik yaşamlarını gözlemlemek insanı her zaman büyülemiştir. Kağıt, basit bir malzeme gibi görünse de, pek çok kültürde toplumsal bağları güçlendiren, semboller üreten ve kimlik oluşturan bir araç olarak kullanılır. Kağıttan yapılan şekillere ne denir? kültürel görelilik perspektifinden baktığımızda, bu formlar sadece el becerisinin ürünü değil, aynı zamanda toplumsal ritüellerin, ekonomik sistemlerin ve kimlik pratiklerinin görünür hâlidir. Kağıttan yapılan şekiller, genel olarak origami, kesme kağıt sanatı (papercutting), piñata, quilling gibi formlarla karşımıza çıkar. Ancak antropolojik bir mercekten bakıldığında, bunların her biri kültürel bağlamda farklı…
Yorum Bırak